Açılsın listeler

Açılsın listeler

Açılsın listeler

Açılsın listeler

Bir çift gözden bakıyorum her kişinin baktığı şeylere. Bir sürü haber ulaşıyor kulaklarıma. Kimisi öfkelendiriyor, kimisi hüzünlendiriyor. Açılsın listeler

Bazıları var ki; bir çok hali birbiri ardınca yaşatıyor. Açılsın listeler

Ancak hiçbiri Allah’a rağmen olmuyor. Yani bir yaprak bile kıpırdamıyor izni olmaksızın.

Sizlerde baktınız biliyorum. Biliyorum, zira sizlerden aktarılanları görüyor ya da işitiyorum.

Birilerine kızmaktasınız. Görüyorum ki birilerine sövmektesiniz. İçiniz nefretle doluyor çoğu zaman anlıyorum.

Ama bir tek yerde takılı kalıyorum. Kötü bir işe kızıp sayarken rahatlamaktasınız. Bunu yaparken bile. Hatta kızılacak olana kızarken yani doğru bir durumu yaşarken bile. Açılsın listeler

Analiz ediyorsunuz çevrenizdekileri. Kötülüğü görmektesiniz. Biliyorsunuz birçok yönüyle. Ancak çoğu zaman susuyorsunuz, birbirinizin yüzlerine bakıyorken.. Çoğu zamanda ayıplamakta ve çekiştirmektesiniz; yüz yüze olmaktan uzaktayken.

Herkes bir başkasında gördüğüne dair ortaya koyuyor halini tavrını ama bu bile hesaplar içinde yaşanıyor hayatlarınızda.

Mesela çoğunluk kızarken kızmaktasınız. Sınırsız bir öfkeyle ve anlamı olmayan bir hamle ile.

Çoğunluk azaldıkça öfkenizde azalıyor. Hatta öyle bir duruma geliyorsunuz ki öfke falan kalmıyor.

Her birinizin bir başkasına dair kötülük listeleri var. Bir isim getirip aklınıza sayıyorsunuz ona ait olan kötülükleri. ‘’Hee şumu bırak şu …….. ya…’’

Bunu bile çoğu zaman bilmektesiniz. Size dair yapıldığının da farkındasınız. ‘’beni sevmez pek kesin şöyle demiştir arkamdan’’ gibi sözlerle de ararsınız olduğunu bildiğinizi.

Anladım her birinizin birbirine dair listesi mevcut. Ama en kötüsü de bu değil mi zaten.

Birbirinize tamda bu noktada şahitlik edip destek olacakken başka bir şey yapıyorsunuz. Susuyorsunuz. Konuştuğunuz zaman da duyulmayacağından emin olmayı sağlamış oluyorsunuz.

Çoğu zaman da kendinizde olan kötülükler sebep oluyor buna. Hele biri buna şahit olmuşsa eyvah ki ne eyvah. Artık mecbur susacaksın seni görmüş olan da bir şey gördüğünde.

Oda sana dair konuşacaktır neticede. Hiç konuşmadan da saklıyorsunuz sırlarınızı. Aranızda anlaşıp sözleşmeden. Ne zaman ki açığa çıkıyor ve sizde olanın bir önemi kalmıyor. İşte o zaman rahatça saldırıyorsunuz. Bazen de biri çıkıyor karşınıza size ait listedeki bir kötülüğü söylemeye kalkıyor. Bu seferde susturuyorsunuz umarsızca.

Dediler ki: ‘Biz seni ‘herkes(in işin)e karışmaktan’ alıkoymamış mıydık?’

Ne fark eder ki ? Bu gün elçi yok diye içinizde rahat mısınız bu konuda ?. Elinizin tersi ile itmekte misiniz hakka dair olanı ?. Ancak bu hal ile elçiye iman hak edilemez. Yani bir elçi ulaşacak olsa size onu da engelleyeceksiniz.

Muhammed son peygamberdir diyeceksiniz ve buda fitneniz olacak belki de. Olur olmaz meselesi değil ama görün diye durumunuzu.

‘ Yemin olsun, daha önce Yusuf da size apaçık belgeler getirmişti. O zaman size getirdikleri hakkında kuşkuya kapılıp durmuştunuz. Sonunda o, vefat edince, demiştiniz ki; ‘Allah, ondan sonra kesin olarak bir elçi göndermez.’ İşte Allah ölçüyü taşıran, şüpheci kimseyi böyle saptırır.’

Ayetindeki adamlar gibi. Yusuf’u sahiplenirken musayı reddeden adamlar.

Kendinize ait olan listelerinizi alın elinize. Kötü dediğiniz ne varsa yaşamınızda. Açıp bakın şu listeye. Fıkıhlar üretmeden. Üzerine düşünmeksizin ‘’bunu herkes yapıyor sonuçta’’ ‘’en azından şuyum yok’’ ‘’bakarız ’’ ‘’uğraşıyoruzda olmuyor işte’’ gibi peşin cümleler kurmadan. Alın listenizi elinize. Terk edin ve üzerini çizin kötülüklerinizin.

Sonra gelin bende olanlara da şahitlik edin. Sen kendine baktın mı diye sormadan. Sen sanki çok mu temizsin demeden. Peşin kararlı olmadan.

Görmek istiyorsanız paylaşalım yaşamlarımızı. Emek harcayalım birbirimize. Sonra görelim birbirimizin listelerini.

Ama kendi listeniz de olacaksa masanın üstünde.

‘’Alın okuyun! ‘’ diyebilecekseniz eğer.

Çıkarın listelerinizi.

HAKKA SURESİ

Siz o gün arzolunursunuz; sizden yana hiç bir gizli (şey), gizli kalmaz.
Artık kitabı sağ-eline verilen kişi, der ki: ‘Alın, kitabımı okuyun.’
‘Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmıştım.’
Artık o, hoşnut bir yaşama içindedir.

Yüksek bir cennette.
Devşirilecek (meyve ve eşsiz ürün)leri pek yakındır.
‘Geride kalan günlerde, ‘peşin olarak sunduklarınıza karşılık olmak üzere,’ afiyetle yiyin ve için.’

Kitabı sol eline verilen ise; o da, der ki: ‘Bana keşke kitabım verilmeseydi

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.