Dinde kandırılmak

Dinde kandırılmak

Dinde kandırılmak

Kim suçlu?Kandıran mı? Yoksa kanan mı? Dinde kandırılmak
Çevremdeki bazı insanlar ‘Bu güne dek kandırıldık, uyutulduk!” gibi sözler savuruyor. Gerekçeleri dinlemeye gerek bile görmüyorum. “Zira ‘Kandırıldık!..’diyen bu gün de kandırılmadığını nereden bilmekte? “Diye sormadan edemiyorum.
Daha önce bunu fark edememiş biri olarak bu gün fark ettiğini iddaa etmek ,hiç olağan gelmiyor bana. İnsan yanlışta olduğunu fark edebilir ancak altını çizmeye çalıştığım nokta; kandırılabilen biri olarak artık kandırılmadığın dan nasıl emin olacak? İkisi birbirinden çok farklı durumlar. Bu yüzden gerekçeler geçersiz kalmakta. Dinde kandırılmak
Rabbin vasıflarını hiçe saymış, değer vermemiş yani umursamamış insanların sözleri bunlar. ‘’Artık uyanıyoruz’’ gibi güya aydınlığa kavuşmuş olmanın ifadeleri. Her yanıyla sahtelik kokuyor.
Neden sahte olduğunu söyleyeyim. Yaşamı Rabbin vasıflarıyla yani Allah’ın adıyla okumamanın neticesidir bu durum. Dinde kandırılmak
En başta şunu söylemekteler aslında. ‘’Allah kandırılmamıza müsait bir hayat yaratmıştır.’’ Kimin kandırılan, kimin kandıran olacağını da haliyle Allah belirlemiştir. Öyleyse Allah adaletsizdir(!)
Bu yüzden sadece bu cümleleri işitmek bile yeterli oluyor; insanların durumlarına şahitlik etmeye. Rabbin vasıflarına hakaret etmekteler bunu söyleyenler. İşte bunun farkında değiller.
Ancak Rabbin farkında olmalarını sağlayacak araçları yaratmamış olmasından değil; kötülüklerinin hak ettirmesinden. Daha önce olduğu gibi. Başından beri var olan kötülüklerinin üzerilerine çöken uykusundan, uyandıklarını sanmaktalar ancak işlemekte oldukları kötülükler bunun tam tersini göstermekte. Yani hala daha uyumakta olduklarını.
İmtihan eden Allah ise bu imtihanın farkında olmayacak hiç kimse yoktur. Çünkü Allah adil imtihan edicidir. Her bireyin yaşamına kendisini görebileceği ve hakikati anlayabileceği araçları yaratmıştır. Ne var ki insan kendi kendisini -yaptığı seçimlerden dolayı- hakikati göremez duruma getirmiştir.
‘’Bu güne kadar bizi uyuttular!’’ diyenlerin yaşamlarında ne değişti de uyandıklarını söylemekteler? Vazgeçemediklerinden hala vazgeçmediklerini görmekteyim.
İş ne zaman kendi yaşamlarına değinecek bir noktaya varsa; eskide olduğu gibi bu gün de uyur görünmekteler. Belki bir zaman sonra bu günleri için de ‘’Kandırıldık, uyutulduk!’’ diyecekler. Birde ‘’İnsanları bu gafletten kurtaracağız!” demekteler. Ne hadsiz bir uğraş ne yaman bir gaflet!..
Kim ne derse desin hakikatin bize ihtiyacı yok, bizim hakikate ihtiyacımız var. Zira sabahtan kaçanlara rağmen her gün yeniden doğmakta güneş. Çıkarlarından dolayı yüz çevirdiği hakikat; kıyamet günü yüzüne utanç olmadan evvel kendine “DUR!”demeli insan. İnsanlarınkine değil kendi gafletine son vermeli.
Hakikate uzak kalanlar; heveslerini ölçü bilenlerdir.
Casiye Suresi 23- Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allahın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağı ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah’tan sonra ona kim hidayet verecektir? Yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz?

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.