İnsan bencil yaratıldı

İnsan bencil yaratıldı

İnsan bencil yaratıldı

İnsan bencil yaratıldı

İnsan bencil yaratıldı

ALLAHIN ADIYLA

İnsan bencil yaratıldı  =Gerçekten, insan, ‘bencil ve haris’ olarak yaratıldı.
Kendisine bir şer dokunduğu zaman feryadı basar.
Ona bir hayır dokunduğunda engelleyici olur.
Ancak salat edenler hariç;
Ki onlar, salatlarında süreklidirler.
Ve onların mallarında belirli bir hak vardır:
Yoksul ve yoksun olan(lar)için.
Onlar, din gününü tasdik etmektedirler.
Rablerinin azabına karşı bir korku duymaktadırlar.
Muhakkak Rablerinin azabından emin olunamaz. Mearic 19- 28

Yaşadığımız hallerimiz, o halleri yaşarken ki duygularımız, hissettirmekte bize bencillikle olan imtihanımızı. Bencil olarak yaratılmış, ama bencilliğine mahkum kılınmışlar olarak bırakılmadık bu hayatta. Bizde yaratılmış hiçbir duygu onun esiri, olalım diye verilmedi ki, kötülüklere, olumsuz hallere, olumsuz davranışlara ve tarzlara bahane olsun, mazeret olsun.
Bizi yaratan Rabbimiz doğru kalabilmemiz için buna ihtiyacımız olan her ne varsa buna ulaşabilecek donanımlarla yaratmış her bireyi. Öyle ki duygularımız kendi haline bırakacağımız ve nereye savurursa peşinden gideceğimiz bir durum değil. Üzerine emek sarf edip uğraşılmaya ihtiyacı var. O yüzden Allah insanın yaratılmasında, onun kendisiyle uğraşmadığı zaman aslında kaybedişe götüren hallerini bildirmekte. İnsan ziyandadır. Asr 2 Gerçekten insan Rabbine karşı pek nankördür. Adiyat 6 Ve çok acelecidir. Enbiya 37 Bencil, kıskanç, cimri, fesat, Rabden korkup, sakınmadığın ve mücadele etmediğin zaman kendinle olacak olan halin aslında. Ancak salat edenler hariç diyerek istisna belirtilenler, hesabında Allah ve Ahiretin olduğu yaşama sahip olanın başarabileceği hak edişleri anlatmakta. Bu ancak hakikate uygun yaşama derdinde olanın göze alabileceği ve göğüs gerebileceği bir şey. Sarp yokuşa göğüs germek diye anlatır Rabbimiz buna talip olanları. Yani ancak salat edebilenlerin, gerçeğe, hakikate uygun okuyanların gücü ve donanımı olabilir duyguların etkisine karşı. Ancak böylelerinin duası olabilir, kendisini arındırmaya dair. Kendini arındıran felah bulacaktır hiç şüphesiz.

Kimse kendi yüreğinde yenilmeden, kaybetmeden kendinde ve ters düşmeden vicdanına bir yanlışın, bir kötünün parçası olmuyor. Ve kimse hak etmediği bir şeyi yaşamıyor duygular ve neticesi davranışlar olarak. Duygularımız imtihan sebebidir bizim için öyle ki, Rabbi analım, ona yakışanlar olalım diye verildi, verilen her şey.
Her kim cimri ve bencil tutkularından korunmuşsa işte onlar felah bulanlardır. Haşr 9
Yalnızca kendi istek ve tutkularının peşinden koşturmayı yaşamı haline getirmek, yani narsist düşünce, kişinin kendine yapacağı ne büyük kötülük oysa. Böylesi ele alış, yani bencilliğin yaşamında yer bulabilmesi hayatın her alanına sirayet edecek, etkisi olacak bir karakteri de oluşturmakta insana. Yalnızca bencil olmaz insan, aynı zamanda kıskanç, aynı zamanda fesat, aynı zamanda cimri ve kinli. Yani insanı mutsuz olmaya götürecek, tüm olumsuz hallerinde sahibi ve talibidir aynı zamanda.
Bencil olmaya vardıracak tutumları bilmekteyiz bu hallerine yenilmiş olanlardan ve bununla kötü olanı yaşamak durumunda kalanlardan.

Örneğin kitap ehlinden bahseder Allah Ali İmran 19 da: Hiç şüphesiz din, Allah katında Teslimiyettir. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ‘kıskançlık ve hakka başkaldırma’ yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allahın ayetlerini inkar ederse, gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.
Çünkü kıskançlık narsist düşüncenin yani bencilliğin kaçınılmaz neticeleri. Kıskanç olanı ne mutlu eder ki, ya da nasıl mutlu olabilir ki. Çünkü kıskançlık sabır la ters, paylaşmaya ters, mutlu olmaya ters. Senin sahip olmadığın ve bir başkasının sahip olduğu bir şeyde seni mutlu edebilecek olan şey ancak salattır, sabırdır. Benciller sahip olduğuyla sevinir, şımarır, övünür. Kendinde olmadığında ise üzülür, acır kendine ve kahreder kendini. Kendine çok değer verir benciller ve çok dinlerler kendi dertlerini.

Örneğin; İblis kaybetti, yenildi bencilliğine, kıskanç duygularına. Üstesinden gelebilecek nimetlere sahipken. O sahip olduklarının üstünlüğüne inandırdı kendini. Ve yenilmişliğin sembolü oldu tüm yaratılmışlara. Ve gördük kendini yüceltenin ne kadar alçaldığını ve alçaltıldığını. Bunu hak etmenin ne kadarda basit savunular olabileceğini. Ateşten yaratılanın, çamurdan yaratılana daha üstün olmasının savunusuydu sözlere yansıyan. Ben diye, bana diye benim diye bakmanın böylesi düşünüşlerin kaçınılmaz sonucuydu yaşanan.

Öyle olmadığını söylemekle, ondan beri olmuş olmuyor insan.
Yani bencil değilim demek değil öyle olmadığının ispatı.
Yaşamın içerisindeki davranışlar ele vermektedir aslında nasıl olduğunu, sevindiklerin, üzüldüklerinin, seni mutlu eden ne. Kişinin bencil olup olmadığını tespit etmeye değil onunla mücadele etmeye ihtiyacı var. Paylaşmaktır bencil yanlarını törpülemenin yolu. Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe erişemezsiniz der rabbim. Bir elmayı ikiye böldüğünde insanın büyük kısmını kendine almak istemesine buna dair gayret, düşünüş, hatırlamalar sarf etmediğin zaman normal halidir. Bencil olanların neler yaptıkları bilmemiz, biliyor olmamız aslında bencil olamamak içinde nelere düşmememizin de bir göstergesi. Rabden korkanlar öğüt alabilir, ancak. Çünkü onların verilecek olan hesaptan korkuları vardır. O yüzden vermektedirler verdiklerini. O yüzden korkarlar malı yığıp biriktirmekten ve onu sınır tanımaz bir şekilde yemekten. O yüzden kendi isteklerine rağmen kardeşlerini tercih edebilmektedirler. Bu hem kardeşlerine olan sevgileri, hem de kendilerinde olanla mücadelede, başarılmış neticeler.

Kendilerinden önce o yurdu hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) kendilerine tercih ederler. Her kim ‘cimri ve bencil tutkularından’ korunmuşsa, işte onlar felah (kurtuluş) bulanlardır.
Bir de onlardan sonra gelenler, derler ki: ‘Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten sen çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin.’ Haşr 9-10

İşte böylesi hak edişleri kazanmak istemen hiç şüphesiz seni o yapmıyor. Eğer isteyensen zahmeti de hoş gelecektir. Çünkü doğrulmak derdinde olan terbiye edilmekten ve kendini terbiye etmekten zevk alandır. O ancak doğru kazanımlar elde ettiği zaman mutlu olur. Ve böylesi başarılar onu mutmain kılar.
Yazar Mustafa Tan

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.