Tepkilerimiz kimliğimizdir

Tepkilerimiz kimliğimizdirwww.imaneden.net

Tepkilerimiz kimliğimizdir

Çözülmeyecek hiç bir sorun, doğru cevabı olmayan hiç bir soru, gereken karşılığı olmayan hiç bir tavır yoktur. Yanlış işler, alacakları tepkinin etkisiyle ancak, hedefine varacağını hesap eder. Ve yine muatablarda verilmesi gerekeni değil yanlış karşılık verdikleri için hedefine varır. Tabiiki yanlış adam yanlış karşılık verir. Sorun davranış değil böyle davranabilecek bir kişi olmaktadır. Yani olup bitenler bir zaman diliminde göründüğünden ibaret değildir. O davranışa onu götüren kimliğinin oluşmasındaki alt yapıdan bahsetmekteyim. Yanlışa yanlışla karşılık vermek en vahim ortamdır, en aldatıcı ve en kolay olduğu gibi hem de. Halbuki doğruluk bize ait olacaksa herşeye rağmen ondan yana kalıyor olmalıyız ölçüsü bunu gösterir. Yanlışlık hep kendi dışında mazeretlerle haklılığına dayanak getirir ve sahibi böylece tatmin bulur. Aldatıcı tamin, doğrusu tatminini aldatan insan. İnsan ilişkileri ile insanın kendisiyle ilişkisi arasında inanılmaz bir alış-veriş vardır. Bu alış-veriş o derece bariz ve etkindir ki, bir ortam ona dahil olan herkesin ürünüdür. Kısaca, bir yerde iyi bir adam varsa ve inatla bu hal üzere kalırsa, o ortam iyi bir ortamdır. Ve bir yerde kötü bir ortam varsa oradaki herkesin suçudur bu. Denebilirki kötüde diretenlere rağmen mi? Zaten bende onlara seslenmekteyim. İyide diretmeyenler kötülerin uzaydan geldiğini mi sanmaktalar?
Ayrıca dış yanlışlara ve etkilerine rağmen doğruda kararlılık, yanlışı yapanın hedefini saptırır, bu tatmini sarsar, dayanaklar mazeretler ortadan kalkınca sorgu başlar. Mazeretçiler hayatı, sanki ilk kurşunu kimin attığı belli olmayan bir kan davası sanmaktalar. Hem öyleki her an kurşunların havada uçuştuğu bir çatışma ortamı. Evde, okulda, sokakta, işte, komşusuyla, kiracısıyla böyle bir mücadele sanmaktalar hayatı. Ne zor. Babalarından devraldıkları ve çocuklarına devredecekleri bir çatışma ortamı sanki hayat. Bu gün şurda bulunduğum bu yerde kömürümün bitmesi, ekmeğimin olmaması üzerine kurduğum anlamlar ve planlar için varsam, bundan yüz yıl önce yine burada bulunduğum bu yerdeki adamın geçirdiği kışın sertliği beni hiç etkilemiyorsa, varlık bir sorun demekdir. Şükür öyle değil. Çünkü kendimin yani insanın değerinin, izzetinin, şerefinin farkındayım.
“ İyilikle kötülük bir olmaz, kötülüğü en güzel şekilde sav. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.” 41/Fusilet 34
“ Hayır! Kim bir kötülük eder de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar.” 2/Bakara 81
“Bir iyiliği açıklar yahut gizlerseniz veya bir kötülüğü affederseniz, şüphesiz Allah da ziyadesiyle affedici ve kadirdir.” 4/Nisa 149 Tepkilerimiz kimliğimizdir
“Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, salatı dosdoğru yerine getiren, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.” 13/rad 22 Tepkilerimiz kimliğimizdir
Herkes iyiyi de kötüyüde bilir. Kötülüğü meşrulaştıran ve kimlik haline getiren mazeretlerdir. Siz dosdoğru olun, anlattığımız sonuçları somut göremediniz mi? Sonucu neye endexlediniz, daha acısı doğruluğunuzu ve bunda sabrınızı neye endexlediniz. Bir süre mi verdiniz, yoksa bir şart mı koştunuz kendinize yani doğru olmaya ve kalmaya. Bu acaba sizin göreviniz mi yoksa ihtiyacınız mı. Doğruluk birilerine yaptığınız bir lütuf değilki, kendinize iyilik. Bilinki ne derece inat etsede karşınızdaki, yatağına uzanıp yanlız kaldığında aklına gelecek ve en azından “ama” diyecektir. Sizin doğruluğunuzda ısrarınız kadar zorlaşacaktır ‘ama’ dan sonrası. Bunları söylediğimde bana kendini teselli ediyorsun diyorlar, öyle bile olsa bu olmam gereken halime bir tesellidir o halde bile. Eğer bu bile yoksa, üzüntü verici durumda olan ben değil, o hal üzere olandır.Ayrıca sorun kim başlattı meselesi değildir, her halukarda doğru kalabilen ancak doğru adamdır. İyi ve doğru davrananlara iyi, herşey güllük gülistanlıkken doğru olanlar değil. Hayatımız bir filmse, başrolünde biz varız. Sahnelere böylece yorum getirmeliyiz. Belki roller değişik olabilir ama size düşen rolünüzü doğru oynamak değil, doğru rolü doğru oynamak tercihini yapmaktır.
Görüntüye aldanmayın, ahmak,keriz,saf gibi lanse edilseniz de. Bu mazeretlerini kaybetmek istemeyenlerin panikleriyle estirdikleri hayali bir görüntüdür. Niyeyse sadece kendilerinin ve kendi gibilerin gördükleri bir görüntü. Üniversitede bana aptal, gerici, keriz diyenlerin, hatta özelikle böyle diyenlerin intihara yöneldiklerinde ve hatta intihar edip hastaneden çıktıklarında evime geldiklerini bilirim.
Bir gün islamcı bir chat odasında sohbet ediyorduk, İki kişi geldi. Gerçekten çok tahrik edici ve ahlaksız bir dialoğa girdiler. Odadadikiler tahrik oldu. Atmalarına fırsat vermeden müdahele ettim. Dedim ki: “ işte size fırsat, kendi kapalı toplumununzda, birbirinizin sırtını sıvazlayarak tatmin etmekten kurtulun. Onların burada olması kendileri içinde sizin içinde bir fırsat. Biz insanlara tebliğ etmeliyiz dersiniz ya! Gelin onların hakaretlerini yokmuş gibi devam edelim. Göreceksiniz sorgulayacaklar ve soracaklar.” Bütün yaşadığım bir çok benzer olaydan bunu neden seçtim, çünkü iddia etmeme rağmen şaşırmama neden olacak kadar ortam farklılaştı. Zira daha bunları yazar yazmaz bir tanesi “Pekala sana bir soru soracam, Allah var mı varsa nerede” diye sordu ateist olduğunu söyleyen. Ona ne zaman doğduğunu sordum. “Ne alakası var” diye karşılık verdi. Israr ettim, söyleyincede nereden bildiğini sordum, annem söyledi, kimliğimde yazıyor gibi cevaplar verdi. Belki doğmamışsındır, hep varmışsındır niye buna inanıyorsun dedim, neyse bunlar ayrı bir konu. Konuşmanın sonunda ki ben kakmak zorundaydım istemesemde param bu kadar yetmişti internete. Şöyle yazıyordu aynı kişi “Sen inanmasanda bana, ben Allaha inanıyorum” tuhaf, beklenmedik bir sonuç gibi gözüken bu durum aslında basit olan doğrulara ve yanlışlarını ele veren çelişkilere rağmen birbirlerinden aldıkları mazeretlerle bilinçlerini tatmin edenler için çok normaldi. “Tekrar görüşmek isterim” diyordu ve bu benim için bu sahne itibariyle kendimi sorgulamam açısından önemliydi.
Sonuçlar, doğru-yanlış için bir ölçüt değil sadece görebilmek sorgulayabilmek için bir yardımcıdır. Doğruluk-yanlışlık bize aittir oysa sonuçlar bizim dışımızda bir çok etkiden ortaya çıkmakta. Doğru adam olmayı hedeflemişsek ve ne olursa olsun buna sadakat göstermekteysek, başarmaktayız demekdir. Tekrar önemle not etmek istiyorum, ortamlara, olaylara bizim hükmedemediğimiz bir çok değişken etki etmekte. Biz kendimizle ilgili değişkenleri doğru değerlendirmeliyiz, o zaman kendi adımıza eşittirin öbür yanı zaferdir.
29- Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Tekvir suresi
METEHAN ÇETİNKAYA 1999

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Cevap

  1. Tuğrul dedi ki:

    Yaptıklarımla yada yapmadıklarımla ben BENİM

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.